Bugün 17 Kasım 2019, Pazar
Metin Arifağaoğlu;Yusufeli ile ilgilenen biriyim
Haber Tarihi :03.03.2019
Metin Arifağaoğlu: Cevdet bey öncelikle hoş geldiniz. Yusufelinden bahsedeceğiz. Benim Yusufeli?ne emeğim çoktur.Yusufeli bizim şirin bir ilçemiz fakat maalesef baraj gölü içinde kalacak. Yusufeli halkı 20 senedir bu acıların içinde yaşamını devam ettiriyor.Ben 24 Aralık 1995'ten bu yana Yusufeli ile ilgilenen biriyim. İki dönem milletvekilliği yaptım. Milletvekilliği döneminde neler yaptım kısaca ondan bahsedeyim.Ben 1946 Artvin Borçka doğumluyum.İnşaat mühendisiyim. Büyükşehirlerde kalmadım, memleketime gittim.Önce kısa bir dönem Karadeniz Bakır İşletmeleri?nde memuriyetlik yaptım.

Yusufeli Haber:Cevdet Ağduman: (Ankara)  

Sayın milletvekili kıymetli vaktinizi ayırıp bizi kabul ettiğiniz  için samimi duygularla teşekkür ederim. Yusufeli Haber Gazetemiz 18 yaşında. Bugüne kadar çıkmayan sayısı yok. Gazetemizin arşivinin yarısını okuyan doçentlik tezini, tamamını okuyan ise profesörlük tezini hazırlar. Gazte olarak böyle bir çalışmamız,böyle bir gayretimiz var.  Sayın milletvekili öncelikle sizi kısaca tanımak isteriz.Metin Arifağaoğlu kimdir?

Metin Arifağaoğlu: Cevdet bey öncelikle hoş geldiniz. Yusufelinden bahsedeceğiz. Benim Yusufeli’ne emeğim çoktur.Yusufeli bizim şirin bir ilçemiz fakat maalesef baraj gölü içinde kalacak.Yusufeli halkı 20 senedir bu acıların içinde yaşamını devam ettiriyor.Ben 24 Aralık 1995'ten bu yana Yusufeli ile ilgilenen biriyim. İki dönem milletvekilliği yaptım. Milletvekilliği döneminde neler yaptım kısaca ondan bahsedeyim.Ben 1946 Artvin Borçka doğumluyum.İnşaat mühendisiyim.Büyükşehirlerde kalmadım, memleketime gittim.Önce kısa bir dönem Karadeniz Bakır İşletmeleri’nde memuriyetlik yaptım. Kendi isteğimle memuriyetten ayrıldım. Artvin'de taahhüt sektöründe bulundum. Artvin küçük yer, taahhüt sektöründe ne yapabilirsin.Küçük küçük inşaatlar yaparsın.O günlerde yani 1975-76’da  bana göre Artvin'de büyük sayılabilecek Yusufeli Su Kavuşumu Köprüsü'nü inşa ettim.   Ben genç bir mühendistim. 1977-78 de Yusufelinden rahmetli Yusuf Pehlivan ile beraber  Sarıgöl yolundaki  Kisporot Köprüsü'nüde ben yaptım.Hala ayakta duruyor.Yani Yusufeli ile ilgili benim gençliğime yönelik böyle hatıralarım var.O zaman Yusufeli'nin popülaritesi yüksek esnafları ile beraber olduk. Yusufeli eski belediye başkanı rahmetli Cemil abi sayın Cemil Güngör ve Yusuf Pehlivan ile uzun bir dostluğum oldu.Mustafa Çadırcı muhterem bir insandı.Çadırcı’ya varmadan Pala Mustafa vardı,o da rahmetli oldu.Hermutlu Mustafa Yuca,Şevki Tamyürek de çok iyi bir insandı.Rahmetli Ahmet Civan ayrı bir güzellik verdi Yusufeli'ne. Neyse Yusufeli ile böyle gençlik hatıralarımız var.    

    1995'te Cumhuriyet Halk Partisi'nden milletvekili oldum. O zaman Artvin’den 3 milletvekili vardı.Biri ben, biri Süleyman Hatipoğlu(ANAP) ve Hasan Ekinci (DoğruYol) 3 milletvekili idik.1997’de Deriner Barajı'nın temeli atıldı.Temeli atanlar o dönemki cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ,Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev ,Gürcistan başkanı Edouard Chevarnadre.Ve Devlet Su İşleri bize çalışmalar hakkında bir döküman kitap yolladı.Anakol üzerinde 10 adet baraj düşünüldü.Baktık Yusufeli tamamen su içinde kalacak.Ben o zamanlarda genç bir milletvekiliyim.Acemi bir milletvekiliyim diyelim.Devlet Su İşleri ile temasa geçtim okuldan arkadaş larımı buldum. DSİ’den mühendis  ve bürokrat olarak ‘biz bu barajı yapmazsak, Su Kavuşumunda bir baraj, Oltu'da bir baraj,Barhal’da bir baraj, Yusufeli’ nden uzaklaşıp İspir tarafına bir baraj yaparsak  Yusufeli’ni kurtarabilir miyiz?’ diye aylarca çalıştık.Şu andaki yerde yılda 2 küsür milyar kilowatt saat elektrik üretiyor hatırladığım kadarıyla.Şu andaki yer baraja çok uygun yerdir.Biz bunu 2 adet veya 3 adet baraja bölüyoruz 1 milyar kilovat saat ancak alabiliyoruz.    

İkinci bir önemli nokta;teknik olarak Yusufeli Barajı Artvin Barajı'nı, Deriner Barajı'nı ve Muratlı barajını besliyor.Onlara havuz görevi yapıyor.Eğer bunu büyük baraj olarak düşünmezde küçük baraj yaparsak üç dört tane baraja depolama görevini yapamıyor.Bu sefer onların kapasitesi düşüyor.Şimdi bu benim çalışmalarımın sonucunda gördük ki bir Yusufeli Barajı yerine iki üç tane küçük baraj yapmak ekonomik değil bu nedenle ısrarcı olmadık.Çünkü teknik veriler uygun değildi. Yusufeli'ni feda edeceğiz fakat buradan gelen rant ile büyük bir Yusufeli yaratacağız,başka bir çaresi yok.Bu sonuca vardık ve çalışmalarımı öyle götürdüm. Allah bize ikinci kez milletvekilliği nasip etti. 2007'de tekrar aynı partiden milletvekili oldum. Tekrar çalışmaya başladık.Bu sefer konu  Yusufeli nerede olsun idi.İktidar Partisi'nden millet vekili Ertekin Çolak Bey ile oturduk. Yusufeli nerede olsun diye konuştuk.Kanun tasarısı hazırlanacak dediler.Yusufeli  çok dağınık bir ilçedir.O zaman 62 köy vardı. Şimdi 63 oldu galiba. Bu 62 tane köy ilçeye bir şekilde ulaşacak dedim.  

                        Yusufeli esnafı desteklenmeli

 Bunu Kılıçkaya tarafında yaparsak Sarıgöl tarafının ulaşması zor olur.Bunu Barhal çayı üzerine yaparsak bu sefer öbür tarafın yani Aşpisen’in,İşhan, Pamukçular Darıca ılıç Kaya'nın Oşnak’ın ulaşması zordur.Bu konu üzerinde çok çalıştım. Yusufeli'nde yaşayanlara da sordum.Biz ne yapalım, ne dersiniz?’ diye bana önerilen Kılıçkaya tarafında bir ilçe olsun, Sarıgöl tarafında ve Barhal Çayı üzerine bir ilçe olsun.Bir Yusufeli su içinde kalırsa iki tane ilçede olsun.Bu şekilde Yusufeli’nin sorunları rahat çözülür.Benim de buna kanaatim geldi.Doğru olabilir dedim.Çünkü coğrafya şartları böyleydi.Biz de bir kanun teklifi hazırladık.Hükümet tarafı da bir kanun teklifi hazırladı. Bizim kanun teklifimiz 2 ilçe olsun idi.Bir ilçeyi tarif ettim Kılıçkaya’dır.Çünkü orada bir belde vardır.Azda ols alt yapısı vardır.PTT’si vardır.Orman İşletmesi vardır.Yatılı bölge okulu vardır. Dolayısıyla az masrafla ilçeyi orada kurarız diye düşündüm.  

   İkincisi için de ; yeni ilçelerin suyun kenarında olmasında fayda var diye dedik. Barhal tarafında olursa da doğru olur diye düşündük. O tarafta köy sayısı da fazlaydı. Bizim bu teklifimiz uygun görülmedi. İktidar tarafının teklifi geçerli oldu. Bu teklif bugünkü ilçenin yapılacağı yerdi.Yani ben buna mecliste kanun görüşülürken karşı çıktım.Biz  iki ilçeyi savunduk ama bizim oy çokluğumuz yoktu.İktidar tarafının oy çokluğu vardı.Ve kanun geçti.Bugünkü yer 2008 Nisan ayında meclisten onay aldı.Yeni Yusufeli ‘nin oraya taşınacağı konuşuldu.Ben Yusufeli’ne gider gelirim,öyle duyarsız bir milletvekili değilim. İlçede binalar yükseliyor ama bugünkü Yusufeli'nde yükseliyor dedim.Bu Yeni Yusufeli'nin bir an önce devlet altyapısını yapılmalıdır. Altyapı yapıldıktan sonra bugün Yusufeli’ndeki hak sahiplerine oradan yer verilmelidir. ,Yeni binalar orada yeni yerleşim yerinde yapılmalıdır. Benim yine bir projem;bu arsalar oradaki hak sahiplerine çok düşük bedelle uzun vadede peşinat olmadan verilmelidir.Ayrıca bu binaların yapabilmeleri için Halk Bankası uzun vadeli kredi vermelidir. Çünkü Yusufeli halkına güveniyorum.‘Bankadan para aldım, boş ver geri ödemeyelim’ anlayışı Yusufeli'nde yoktur.Ben bu projeyi destekledim.Fakat Yeni Yusufeli olacak yerde bir türlü inşaat çalışmaları olmadı.Habire şimdiki Yusufeli'nde binalar yükseldi. O zaman Bayındırlık Bakanlığı vardı oraya önerge verdim.Bu önergede inşaatlar Yeni Yusufeli'nde yükselmedir. Fakat görüyorum ki eski Yusufeli'nde binalar yükselmektedir.Bu yanlıştır dedim.    Benim verdiğim soru önergesi Yusufeli belediye başkanına gitmiş. Eyüp Aytekin beni aradı. Dedi ki ‘Sayın Vekilim Yusufeli' nde bina yapılmasın mı?’ Dedim ki yapısılsın,neden yapılmasın, destekliyoruz.Kanun meclisten geçti.Muhalefet ettik ama bizim oylarımız yetmedi.Çoğunluk ne dediyse o oldu,çoğunluğun kararını destekliyorum. Yeni Yusufeli'nde bir an evvel inşaatlar başlasın.Sonra ben mühendisim.Burada yapılacak olan işe de yazık, devletin parasına da yazık, hepsime yazık.Eyüp Aytekin ile ortak noktada buluştuk. Dedi ki Eski Yusufeli'nde evlerinin yapılması yanlıştır.  

   Cevdet Ağduman: Sayın milletvekili  tam burada bir şey söylemek istiyorum.Sözünüzü kestim özür dilerim.Yusufeli Devlet Su İşleri tarafından uygulanan proje trajikomik.Şehrin ortasından geçecek, şehri de bölüp parçalayacak bir viyadük olayı var.Orada okul var,oturan insanlar var, esnaf var.Şirket bu viyadüğü yapacağım diyor.Bu Yusufeli’ne ekonomik,sosyal olarak bitirecek.Bu viyadük başlarsa ilçemiz için yıkım olur,bizle ilçe sakinleri ve esnafları olarak perişan oluruz. Yusufeli'nin yeni yerleşim yerinde binalar yapılıyor.Yaklaşık 330 konut yapıldı, ve evler yapılmaya devam ediyor.Bir yandan da düzeltme yapılıyor.Bugünün teknolojisinde bir tarafta ev yapıp diğer tarafta dinamit atıyorsunuz. Biz aşağıda eski Yusufeli'nde sallanıyoruz, bu iki. Üçüncüsü de Yeni Yusufeli'nde inşaatlar yapılıyor fakat içme suyu yok. Müteahhit firma Çoruh’tan su taşıyarak orada inşaat yapıyor. Bu da alacağımız evlerere maliyet olarak yansıyor.Sonra bu inşaatlara dereden kum değil çürük tepeden harfiyat alınarak sözde yıkanarak inşaatlara topraklı kum kullanılıyor.TOKİ nin yapmış ve yaptırmış olduğu bu inşaatlar Yapı Denetimine tabi değil.Burada uygulana proje bizim yaşam kültürümüze uygun değil.Sonuçta biz bu evleri para karşılığ alacağız devletten.Yani daha sayabileceğimiz bir sürü olumsuzluklarvar Yusufeli’nde DSİ uyguladığı projelerde. Siloganda 21.yüzyıla uygun örnek şehir ve örnek Yusufeli yaoacağız.Bu kafayla bu porejeyle örnek şehirde olmaz,örnek Yusufeli de bu konuda neler söylemek istersiniz  efendm?  

 Metin Arifağaoğlu: Şimdi Cevdet Bey işin doğrusu neydi ? 2008'in Nisan'ın da kanun meclisten geçti.2 ay sonra 11 yıl oluyor.Bu 11 sene içinde bu yeni yerleşim yeri tamamen bitmiş olacaktı.O bittikten sonra viya dük öyle başlayacaktı.Viyadük neden yapılıyor? Yeni Yerleşim alanına ulaşım için.Bu  bir görüş, seçenek meselesidir. Mimarlıkta, mühendislikte binayı öyle de yaparsın böyle de yaparsın.     Şimdi viyadüğe alternatif olarak yukarıdan Dutdere nin oradandolaşmak da müm kün.Ayrıca masrafsız da olur.Fakat viyadük ne açıdan güzel?  Yeni bir Yusufeli yapılınca yakışır. O zaman gölün üzerinde 1 köprü, o köprüden Yusufeli’ne girmek sanatsal bir görüntü yaratır ve estetik olur.Fakat bunu ilçe insanını mağdur etmeden yaparsak güzel olur.Benim dediğim gibi hemen başlansaydı bu mümkündü. Şimdi insanları mağdur etmemek için yukarıdan bağlantı yaparsın. Barajdan gelir var nasıl olsa.

  Cumhuriyet Halk Partisi Artvin eski iki dönem milletvekili ve iş adamı  İnşaat Mühendisi Metin Arifağaoğlu açıklamalarını şöyle sürdürdü; O zaman yapayım dersin o ayrı. Ama kimse mağdur olmadan olur o iş.Şimdi burada milletin mağdur olmaması için önceden buna hız verilecekti.Bu yapılmadı.Üsttelik  Yusufeli halkının desteği her zaman iktidardan yana olmuştur. Fakat iktidar her zaman Yusufeli halkını mağdur etmiştir. Aradan 11 yıl geçti, az bir zaman değil. Viyadük yapılacak,viyadüğün ayağı Yusufeli'nin yarısını kaplayacak.Peki  bu insanlar nereye gitsin.Bunlar düşünülmeden yapılan işler.

Cevdet Ağduman: Binaların yapılması için uygulanan proje bizim yaşam tarzımıza uygun bir proje değil.Google'dan indirilmiş bir projedir.Devlet bu evleri bize sonuçta para ile satacak.Biz de parayla alacağız. Burası bir afet yeri değildir ki sorgusuz kabullenelim.Biz afet gördük devletimizde bize bu şekilde afet konutu yaptı.Sonuçta bu proje enerji için ve para kazanmak için uygulanan projeler.

Metin Arifağaoğlu: Yeni bir proje yapılırken mevcut ilçenin nüfusuna bakılır.Mevcut ilçenin nüfusu o günkü şartlarda 5000-6000 falandı.Fakat yeni ilçe projelendirilirken 50 sene sonrasına hizmet edecek şekilde projelendirilir.O zaman bugünkü yer için meclisteki konuşmalar da var bu.Mevcut Yusufeli'yi orada taşıyamaz.İstikbal'deki Yusufeli’ ne olacak dedik.Bu nedenle o dönem 2 tane Yusufeli yapaca ğız demiştim.Başka çaresi yoktu, gerekçelerinden biri de buydu. Şimdi 50 sene sonraki Yusufeli mümkün değil oraya sığmaz. Büyütmek de mümkün değil.

   Büyütmeye çalışırsak da benim 2008'de söylediğim 2 Yusufeli projesi ne geliriz.   O dönemde de ‘etmeyin,eylemeyin,işin doğrusu budur’ dedik fakat sayısal çoğunluğumuz yetmedi.İktidar ne dediy se o oldu.Hatta Başbakan yani o günkü Başbakan bugünkü Cumhurbaşkanı mecliste oturu yordu.Bu yasa görüşülürken. Duyumlarıma göre sayın Başbakan helikopterden tespit etmiş yani yerleşim yerini. Biraz da yağışlı günmüş.Hemşerimiz Sayın Bakan Faruk Çelik de yanındaymış.Burası uygundur ama helikopterden o meyili anlayamadılar alanı büyüklüğünü keşfedemediler.Hatanın kaynağı budur diye söyledim.Yaptığınız yanlıştır, elimizde raporlar var dedim.Çünkü elimde raporlar var.Bakanlık bugünkü Yusufeli için buraya uygun mu değil mi diye heyet yollamış.Giden heyet demiş ki ‘seçilen yer bugünkü nüfusu bile karşılamaz’ O günkü vali de Artvin'den bir mühendis lerden oluşan teknik heyet yollamış oraya.Onlar da bir rapor hazırlamışlar. İki raporda örtüşüyor.      Bunlar da benim elimde.Ben kükredim tabii benim verdiğim tasarıyı savunurken.Neyse meclisten geçti.Geçtikten sonra bu daha sonradan Bayındırlık Bakanlığı yapmış olan Erdoğan Bayraktar o zaman TOKİ başkanıydı.Beni aradı yanıma geldi.Sayın vekilim dedi sizi meclisteki konuşmalarınızı ben aldım.Meclis tutanaklarından okudum.Bu bölgeye ben de bir heyet yolladım ve bana gelen rapor buraya ilçe sığmaz.Yani o da örtüştü.Bana dedi ki ‘ben bunu Başbakana çıkıp anlatacağım.Siz de bölgeyi bilen birisisiniz.

    Ben Givnar’ı uygun buldum.Siz ne dersiniz.’ Ben de biraz daha üstünü uygun bulduğumu söyledim.Ama söylediği bölgeye gidip göreceğimi söyledim.Bana ‘desteğinizi bekliyorum’ dedi.Gittim Givnar’ı gezdim, bugünkü yerden iyi.Bu teklifi Sayın Başbakan'a ulaştırdı.Epey bir tartışma oldu fakat sonra vazgeçtiler.Yani şimdi Ankara'dan giden teknik heyetin raporu, Artvin'den giden teknik heyet raporu,Toplu Konut İdaresi raporu örtüştü.Dedik bu şehir burası için yetersiz,buna rağmen gittiler orada yaptılar.Cezayı kim çekiyor?  Yusufeli halkı.Yusufeli halkının yapacağı tek bir şey var.Sarı kartı eline alacak,31 Mart günü gösterecek.Biz sizi bugüne kadar destekledik, desteklemekten başka bir şey yapmadık.Siz bize eziyet ettiniz.Biz size sarı kartı gösteriyor, sizin dediğinizi Belediye Başkanı yapmayacağız.Bizim istediğimizi Belediye Başkanı yapacağız’ derlerse akıllanırlar. Vermezlerse akıllanmazlar, Yusufeli halkı yine eziyet içine girer.

Cevdet Ağduman: Açıklama getirdiğiniz bu bilgiler için teşekkür ediyorum. Bir de şöyle bir şey söylemek istiyorum.sayın milletvekili Yusufelimizde oturan genç evlenmemiş esnaflar var.Bekar olarak yaşayan ilçe sakinleri var.Bu insanlar barajdan dolayı her şeylerini kaybediyorlar bekar oldukları için haksahibi degiller. Ama bir çakıl taşını kaybetmeyen Gürcistan'dan,Batum'dan ve ayrıca diğer illerimizden gelen vatandaşlar hak sahibi.Türkiye bir bütün olarak alıyorum bu yanlış anlaşılmasın.Ayrımcılık yapmıyorum.Ben o anlamda söylemiyorum fakat bu durum nasıl olacak?

Metin Arifağaoğlu: Ben şöyle biliyorum.Eğer bana ulaşan bilgiler doğruysa 2011-2014 yılları arasında  Yusufeli'nde ikamet eden kim varsa hak sahibi olur Peki 2011 ve 2014 yılları arasında öz ve öz Yusufelili ama işleri nedeniyle Yusufeli'nde bulunmamış kişiler ne olacak.

Cevdet Ağduman: Bir yıl önce dönemin Tarım Bakanı bizimde hemşerimiz olan Faruk Çelik ile Ankara’da makamında röportaj yaptım. Aynı şeyi kendisine sordum. Bana dedi ki ‘ben bunu ilk defa sizden duyuyorum’ Demek ki bizim sorunlarımız üst makamlara taşınmıyor.Buradan bu sonuç çıkıyor.Bizim her şeyimiz elimizden alınıyor,toprağımız,geçimimiz. Ben babamın ve çocuğumun mezardan kemiklerini topladım Aşpişen’den Lök’e götürdüm.Bu çok acı bir olay,bir tarih yok oluyor. Mezar orada, bahçe orada, bostan orada,anılarım, herşeyimiz ev orada. Hepsi yok oluyor.Yusufeli Barajı'ndan dolayı 14,000 dönüm tarım arazisi su altında kalıyor. Yeni Yerleşim Yeri’nde tarım alanı yok. Bu insanlar zeytinini, domatesini, biberini,soğanını nereye ekecek? Bunun bir cevabı da yok,çalışmasıda yok nasıl bakarsınız bu tabloya?

Metin Arifağaoğlu: Yusufeli halkı her türlü mağdur oluyor. Bir de ekonomik sıkıntı demek. Tasarruf yapacağız demek. Kim yapacak bu tasarrufu? 82 milyon yapacak.Şimdi burada sıkıntıyı kim çekiyor? Millet. Sıkıntıyı hep beraber çekmeliyiz.Bir kısmı sıkıntı çekiyor, bir kısmı saltanatına devam ediyor.O sıkıntı bakanlıklara da saraya da uğramıyor.Üst düzey yetkili kim ise onlara da uğramıyor. Hala kiralık arabalar, hala kiralık binalar ve saltanatlar devam ediyor.

Metin Arifağaoğlu;İktidar her zaman Yusufeli halkını mağdur etmiştir

Cevdet Ağduman: Sayın milletvekili ben hep şöyle diyorum ‘ zengin ülkenin fakir vatandaşları.’ Buna çok üzülüyorum. Biz bunu hak etmiyoruz.

Metin Arifağaoğlu: Yöneticiler ülkeyi iyi yönetmezse paranın kıymetini bilmezse ve o parayı yanlış harcarsa böyle tablo çıkar karşımıza.Bugün Amerika Avrupa bütçe yapar, bütçeleri devamlı fazla verir.Biz de bütçe yaparız,bütçe habire açık verir. Açık veren bütçe ne ile tamamlanır? Ya özelleştirmeyle devle tin yerleri satılır veya başka ülkelerden kredi alınır.

Cevdet Ağduman: Sayın milletvekili 2000 yılı 5 Şubat ayında Yusufeli Belediye Başkanı MHP'den Yusuf Sağlam,siyasi partilerin ilçe başkanları,sivil toplum kuruluşların başkanları ile dönemim Cumhurbaşkanı saygıyla anımyorum merhum Süleyman Demirel ile görüştük o heyetin içerisinde bende vardım.Cumhurbaşkanından isteğimiz  Japon projesinin uygulanmasını istedik Yusufeli'nin su altında bırakmayan Japo projesiydi.Ben de süreci yakından takip ediyordum.Bu görüşmeye katılmak istiyorum ama bir sıfatım bir başkanlığım yoktu.Bir şiir yazdım ve bu heyetle bende gittim. Çankaya'da toplantı oldu. Sözcümüz Yusuf Sağlamdı.15 dakika suremiz vardı.Şiiri önceden hatim etmiştim (Ezberlemiştim). Yusuf Sağlam ile sayın cumhurbaşkanı konuşurken bir boşluk yakaladım.Söz hakkını elde edince  hemen o heyacanla  şiirimi okumaya başladım.  

        YUSUFELİM

Yusufelim senin etrafın dağdır,

Her mahsul yetişir sonunda Nardır,

Seni Kaybedenler ölü ile sağdır,

Yeşildir Artvin'in köyleri vardır

Gider yusufelim gelmez ki  geri

 

Eyledin perişan yandık gönülden

Gidiyoruz artık Artvin ilinden

Bozuldu yuvam Yusufelinden

Ozanım Cevdet düşmez dilinden

Ah çeker ağlarım vatanım diye

Gider Yusufelim gelmez ki geri

 

Barhalın çayı durmadan çağlar

Üretir balığı sulama sağlar

Bu gidişine ağlıyor sağlar

Gider Yusufelim gelmez ki geri  

 

Çorbamı kaynattım işimi kurdum

Bu gidişinle bizi de vurdun

Bozuldu yuvam kalmadı yurdum

Şiiri Reisicumhura sundum

Gider Yusufelim gelmezki geri

 

Mükemmel bir vatan isterim

Mezarı suda yatan gösterin

Vatan aşkıyla yanar gözlerim

İyi istimlar güzel bir ilçe isterim

Gider Yusufelim gelmezki geri  

     05 Şubat 2000  

    Cevdet Ağduman

 Ben bu şiiri reisicumhura kekelemeden düzgün bir şekilde adam gibi okudum.Basın kafama döküldü.Sayın Demirel de memnun kaldı şiir okumamdan.Dedi ki ‘o şiirden bir fotokopi alın.’ Yani memnuniyetini dile getirdi. 2011 yılında Ankara'da Kızılay da İzmir bir Caddede Yusufeli Habeer Gazetemin ofisim vardı. Sayın Demirel’den randevu talep ettim. Ankara gazetemizin  temsilcisi  emekli öğretmen Nilgün Atıcı. Birlikte gittik.Sayın Demirel bize  "benden mülakat isteyenler çok vardı ama ben vermiyorum Fakat ben DSİ de mühendis ken Artvin’den, Yusufeli den benim  taş ustalarım vardı Beni de Yusufeli kabul edin olur mu"  dedi.Ben de " benide yusufelili olarak kabul edin diye manşet attım" ve orada çekildiğimiz birlikteki fotoğrafıda götürerek bu şiir okuma anımı hatırlattım.Demirel hatırladı.Çok güzel bir tablo oldu. Sayın milletvekili bizim sorunlarımız çok ama sorunlarımızın yerelde kaldığını buralara taşımadığını düşünüyorum. 

ARİFAĞAOĞLU,BİZ ARTVİNLİYİZ  ÖLÜMÜZDE ORADA GÖNLÜMÜZDE

Metin Arifağaoğlu: Yusufeli'nin sorunlarını esasen bürokratlar artırdı.Mesela Erdoğan Bayraktar dedim az önce o dönemde bana sorununu bildirip beni destekler misin dedi ve ben de destekledim. Fakat diğer bürokratlardan aynı desteyi görememiş olsa ki başarılı olamadı.

Cevdet Ağduman: Sayın milletvekili son olarak konuyu toparlarsak benim sormayı unuttuğum sizin söylemek istediğiniz bir şey var mı?

 Metin Arifağaoğlu: Artvin hepimizindir.Bakınız ben uzun süredir burada yaşıyorum.1987'den beri Ankara' dayım.Niçin 1987’de buraya geldim onu da anlatayım. Ben bir grup iş adamıyla Amerika 'ya gittim.Zannedersem 1985-86. Amerika'ya bir daveti üzerine gittik.Bir tane lisan bilen vardı. 20 işadamı hiçbirimiz lisan bilmiyoruz.Bu iş değil dedim.Üniversiteyi bitirdik 2 lisan bilmiyoruz.Lisan bilmeyen kişi yurt dışında hiçbir şeydir. Benim bir oğlan iki kız olmak üzere üç çocuğum var.Neticede çocuklar lisan öğrensin diye buraya yerleştik, hala buradayız.Fakat memleketten kopmadık.Sık sık gidiyoruz.Bir de burada istediğim mezarlığı alabilirim.Kendi aile mezarlığımı yapabilirim ama bu doğru değildir. Bunu hiçbir zaman onaylamam.Çünkü ben Artvinliyim.Benim atalarım Artvinli. Annem, atalarım orada yatıyor.Benim orada yerim hazır.Ben burada mezarlık alıp burada yatarım ama bundan sonraki nesil kendini Ankaralı sanacak. Hayır biz Artvinliyiz, biz Borçkalı yız.İşin özüne ters düşer,ben öyle düşünüyorum.Bir de benim amca mın oğlu var İstanbul'da ,avukattır. 1921 doğumludur.98 yaşında hala hayattadır. Kendisine de bu konu hakkında fikrini sordum.‘Allah gecinden versin eğer bir şey olursa burada mı defnedilmek istersin yoksa Artvin'e götürelim? ‘dedim. Bana dediği şuydu: ‘Metin sen deli misin? Biz Artvinliyiz. Sakın beni burada bırakma. Atamız orada, yerimiz orada.’ Demem o ki herkesin bir memleketi var, bizim memleketimiz orası.Doyduğumuz yerdeyiz ama doğduğumuz yeri unutamayız.Artvin giderek azalan bir ilimizdir. Bizden küçük Ardahan ve Bayburt var.Nüfusu arttırmak adına projeler üretmek gibi birçok çalışmamız oldu.Fakat genç nesil bu küçük projelere itibar etmedi.Bu projeler nedir? Gençler buraya yönelsin istedik mesela arıcılık.Genelde emekliler yapıyor, fena para kazanılmıyor.  

Cevdet Ağduman: Sayın milletvekili biz o konuda uzmanız. Yusufeline aracılığı biz getirdik. Hatta tüm Türkiye’ye arıcılık adına katkılarımız olmuştur. Benim asıl mesleğim arıcılıktır.Biz bu işin kitabını yazdık. KORKUSUZ ARICILIK kitabın adı.Arıcılık Artvin için biçilmiş bir kaftandır.Çünkü arazimiz azdır, ekilmez biçilmez. Bu yüzden arıcılık kurtuluştur. Kitabın yazarı da emekli öğretmen  Ahmet Ağduman’dır. Abim olur kendileri.

 Metin Arifağaoğlu: Evet arıcılık kurtuluştur.Nihat Gökyiğit’ten yardım istedim.Nihat Gökyiğit Maçahel’de arıcılık okulu kurdu, arıcılık şirketi kurdu. Yani bu işi yapanlar var. Fakat ben yaygınlaşsın istedim.O gün Ziraat Bankası ile görüştük. Ziraat Bankası da bu iş için kredi veriyordu.Genç arka daşlara kredi vermek için kefil istiyordu.Bir kısmı o formaliteleri yerine getirip bu işi yaptılar bir kısmı hiç yanaşmadı. Gelip devlet dairesinde asgari ücreti tercih ediyor, arıcılık yapmayı reddediyor.      

    Gençler işin kolayına gidiyor. Oysaki müteşebbis olmak lazım bir şey üretmek daha çok mutluluk verir insana.Ürettiğinden de para kazanınca huzur bulursun. Ayrıca istihdamı arttırır. Bunu gençlere anlatamadım. Bunun üzüntüsünü yaşadım.Biz de şu anda ihtiyac olan iş kollarını kazananlarımız az. Bugün doktorlarımız var ama uzman doktor sıkıntısı var.Son olarak söylemek isterim ki buradan Artvin'e selamlarımı sevgilerimi iletiyorum.Gençler Artvin'i sevsinler. Artvin'in dışında iş aramaya çıkıyorlar ama Artvin’in olanakları ne ise o olanaklar içinde bir şeyler üretmek gerekiyor.      

Her şey bir şeyi üretmekten geçiyor. Yoksa geri kalırsın, sömürge haline gelirsin.Ne üreteceğiz diye soran olursa orada barajlar var. Entegre balık tesisleri yapılabilir.Yani o balıklar konserveye girip ihraç edilebilir.Bu bir iş koludur. Bunu yapacak gençlerdir. Ben 74 yaşında o işe girişemem. Bunu gençler yapacak.Şu an Borçka baraj gölü içinde birçok balıkçı tesisleri var.Soruyorum hepsi yabancı.Ben istiyorum ki yerli olsun. Trabzonlu, Rizeli değil Artvin'in öz çocukları yapsın.Su mühendislerimizin artması gerekiyor.Devletinde onlara kredi vermesi gerekiyor. Artvin'in nüfusu böyle artar. Yoksa arttıramayız nüfusu.

Cevdet Ağduman: Sayın milletvekili. Değerli vaktinizi bize ayırdığınız için çok teşekkür ederim.

Bu haber 255 kez okundu.

Bu Kategorideki Diğer Haberler
Reklam
Hava Durumu
Artvin
20.5 °C
Sisli
Yazarlarımız
Reklam
Piyasalar
  • BIST100 105.380 1,54%
  • DOLAR 5,7462 -0,05%
  • EURO 6,3524 0,18%
  • ALTIN 270,98 -0,31%
2013
Yusufeli Haber Ajansı
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır!
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal
ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı
olup izinsiz alınıp kullanılamaz!